21/3/2009 ·
Zaman örtüyor geçmişimizi ve geleceğe bürüyor kimliğimizi...Dünlerde kalıyor yaşanmışlıklar ve yaşanacaklarla bazen diriliyoruz mezarımızdan bazense atlıyoruz uçurumdan.Sonra bambaşka bir kimlikle bambaşka diyarlarda açıyoruz hepimiz gözlerimizi.Kimse dünün yarınını yaşayamıyor inansada yarının dünün devamı olduğuna..
İnsanlar giriyor hayatlarımıza.Mesela yeni dostlar ediniyoruz asla unutmıycam seni nidalarıyla.Tek sırdaşım diyoruz adına.Sonra zaman geçiyor.Dostun yeni dostları oluyor yada Hayatımıza yeni dostlar giriyor.Güncellioruz dost kavramını birden.Değişen ismi farketmeden...
Veya sevgililer...En çok yüreğime bu dokunuyor etrafıma baktığımda.İnsanlar ne çabuk çıkarıyorlar bembeyaz kağıdı masalarının üstüne ve ne çabuk yeni bir masal yazıyorlar sonu bi ömür temennili.Hayaller kuruluyor camdan ve hayal oldukları ancak kırılıp cam parçaları parmak uçlarımıza batınca anlıyoruz.Yine zaman girio sonra ve bigün bi bakıyosunki bambaşka bir hikayede nefes alıyosun.Nefesinin adı başka...Değişiyor hayatımlar...değişiyor uğruna biçilen hayatlar.
Korkuyorum zamandan.Dönüp baktıkça etrafıma insanların evrimi tedirgin edio beni.Zamana yenilmesini istemediğim öle çok şeyim varki.Bir ömür gerçekten yanımda olmasını istediğim kaybetmek istemediğim öyle çok duygum varki...
Bide sen varsın..Sana ait hiç bir şeyi şuan yaşadığım zaman diliminde bırakmak istemiyorum.Ve ben ömrüme yazılan bir hikayede daha uyanmak istemiyorum.Başkaları gibi yaşadıklarını inkar ederek yeni isimlerin ellerinden tutmak istemiyorum.Bazen anlaşamasakta,canımı ağzıma getirsede aşk ; yaşadığımız hiç bir şeyin o basitliği hakettiğine inanmıyorum.
İnsanlardan vazgeçmeyin asla vazgeçirecek bir neden sunmadıysa.Yaşadıklarınızı unutmayın asla unutmamak çok acıtmıyorsa.İkinci el sırlarlar vermeyin.İlk paragrafı bitirmeden asla gelecek biçmeyin ömrünüze.Ve asla zamana bırakmayın duyguları,insanları ve kendinizi onlar sizi bırakmadıkça...
Yorum (yok) Yorum yaz!
30/12/2008 ·

Bazen
уαz∂ığıм вüтüη ѕözℓєя αѕıуσя кєη∂ιηι, öℓüуσя ѕözє ∂üşüя∂üğüм вüуü...
Mevsimin yansımaları en çok aralığın sonlarında üşütüyor ellerimi.Her kışın gelişi,senenin bitişi olup düşüyor takvime.Belkide eski takvimden ayrılışa bile üzülüorum anlamsızca.Bir senede oluşabilcek duygusal bi bağdan olmıyacağı kesin.Zamana karşı cesur değilim bunu biliyorum.Hayatımı öyle iniş çıkışlarla doldurmuşumki yerimde olsan emin ol 2009da kendini bir yere kitlemeyi düşünmenin mantıklı olabileceğine inanırsın.hemde delice:)
4 Mevsimi 24 saate sığdırabilirmi insan,yada sabah inandığını akşam yalanlayabilirmi?Kaç kişi olduğumu düşünmekten korktuğum geceler tavanda birinin bana güldüğünü görüyorum.İnsanların yüzlerine bakıorum bazen;işte,otobüste,sokakta heryerde.Tanıdık tanımadık.Ara ara..Bedenler çok, ruhlar az;Bedenler az,yüzler çok..Herkez aynı, hikayeler farklı.
Hep bu soğuk üşütüo düşüncelerimi hepp...Kış gelio,sene bitio,zaman değişen yıl rakamıyla kendini deşifre edio.İnsanlar yeni yıla saklıyolar umutlarını,beklentilerini sırf kendilerini teselli için geçen zamanın getirdiklerini yada götürdüklerini azımsayarak..Halbuki bugünler dünlerin yarınlarından ibaretken,her yeni yıla umut yığılımlarıyla girmek neden?
Umutsuz yaşam olmaz die çıkışlar ard arda beynimde sıralanıyor...Ben buna karşı değilim zaten.Umut gelecek bir dakikada,bir saatte,bir günde yada bir yılda
aranmamalı.Umut dakikanın,saatin,günün,yılın...vs sahibinde bulunmalı
4 deşifre var yazıda bana ait.Okurken konuların birbiriyle içiçe girişini ama bağdaşamayışını farkettiğini biliyorum.her bir geçiş bir rakama denk yeni yılın 4 rakamına hitaben.Hiç bir zaman "Nasılsın" kelimesine tek kelimelik yada tek cümlelik cevaplarla tatmin olamamış bir bünye için şuanımı bu şekilde ifade etmem eminim doğal gelecektir.Bugün böyleyim...:)
Yorum (yok) Yorum yaz!
14/11/2008 ·

Hayat; soğuk, yağmurlu ve vurdumduymaz bir İstanbul gecesiydi.
Ve gece yağan yağmur hep ürkütürdü beni.
Yağmur değil, yalnızlığımdı pencereleri damla damla yalayan.
Yıllarımı dolduran sensizlikti...
Hep bir yanı yarımlık, hep senden uzaktalık,
Hayattaki tek kimsemden yoksunluk,
Yani kimsesizlikti...
Bir kavuşma mucizesine inanma yolunda harcanmış bir hayatın
Ansızın sonuna gelme ve o mucizeyi yaşayamadan
Bir başına ölme korkusuydu yağmur.
Yine yağmur yağıyor, yine gece,
Yine İstanbul ve sen...
Seni sevmek,
Aşkın uğruna,
Başka bir kentteki hayatımı şifreleyip,
Yaşadığın kente, yaşadığın göğün altına,
Islandığın yağmurların altına gelip yerleşmekti.
Senden başka bu koca kentte bir başınalık ve kimsesizlikti seni sevmek.
Sokaklarda tek bir tanıdık simaya rastlamamaya alışmaktı güçlükle.
Hücrelerimde birlikte çoğalan aşkını özgürce ve sınırsızca yaşamak için
Ailemin şefkatli ve anlayışlı kollarından sıyrılıp kanatlanmak,
Yıllanmış can dostlarımın sevgisini çok uzaklarda bırakmaktı...
Ama değeceğini düşünerek, sevgine inanarak ve güvenerek sendeki yerime yasladım omzumu..
Yorum (1) Yorum yaz!
14/11/2008 ·
O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
Arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.
Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
En güzel yerde başlatılsaydı eğer.
Utanılacak bir şey değildir ağlamak, yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.
Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık, çalınan birinin kalbiyse eğer.
Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
İnsan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.
O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
Hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.
Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
Kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.
Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.
Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de
Kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.
Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
Son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.
Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
Meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.
Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
Beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.
Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
Tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.
O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
Yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.
O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
Son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.
Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
Her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.
Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
Dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.
Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
Namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.
Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
Dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.
Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
Sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.
Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
Kulağına okunacak biri olsaydı eğer.
İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık Gizlendiğine belki de,
Kartvizitinde 'onca ayrılığın birinci dereceden failidir' denmeseydi eğer.
Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
İhanetinden onlar da payını almasaydı eğer.
Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
Kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya Kalkmamış olsaydın eğer.
Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini tutmak isterse...
Evet Sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu, kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
Mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa, tanıklık etmiş olmasalardı eğer !!!
Can Yücel
Yorum (yok) Yorum yaz!
27/9/2008 ·
Geri sayım başladı...içimde binlerce kum saati işliyor sanki.tek tek kayan tanelerin sesi rahatsız ediyor saniye saniye.Ve rahatsız edici bi çok duygu ile isimlendiriyorum her birini.Endişe,merak, şüphe,
heycan...offf bissürü işte.
Zaman daha bi hızlı kayıyor ama yinede bir türlü geçmeyen dakikalara hapsoluyorum. İçimdeki korku kilitler vuruyor üzerime.Soludukça tükenen zamanla bir volta daha atıyorum..
Cebimde bir tesellim var.arada çıkarıp okurum diye saklıyordum hep.tek cümlelik bir kağıt parçası bi çoğu için benim içinse adı başka başka.Her okuduğumda büründüğü isimlerrden dolayı bu başka başkalık..sende yaz biyere lazım olduğunda alırsın.Umarım cebinde olduğunu bile hatırlamazsın...
---"Bazı umutlar başka zamanlarındır"---içinden sorduğun soruları duyuyorum.anlam,mana,ifade...vs sorma sen yaz.Umarım bigün anlamazsın...
Zaman azalıyor...inadına zihnimde yaşadığım zamana kaçmayı istiyorum.buna rağmen cezbedici bir merak peşine takıyor beni.ve yine kaçtığım noktaya usulca ilerliyorum.Neden bukadar kaygım endişem sanki?Gözler bütün rüyaları aynı anda göremezki.Payıma düşeni yaşamalıyım herkes gibi.iyi yada kötü...her hikayenin bir sonu olmalı.Duymamak için fısıldaşmak boşa,en çok fısıltılar duyulur oysa ve herşey esen rüzgara karışıp bir serçenin gözüne kaçar canını acıtır en fazla biliyorum.Peki ya sonra?
Aynı masalda kaybolmanın güçlü bağıylamı yetinicez yada masalın sonundada varolan iki karakter olmayımı seçicez.Elimizde nekadarı mevcut biliyorum.bileklerinden gözlerime çarpıyor kelepçenin demirinden yansıyan güneş.Ve farkında olmayışın masumiyeti saflığı bakışlarında.işte ben ordan biliyorum.Ama sen..Bilmiyorsun..Bilmiyorsun ya...
Artık bişeyden eminim.Dünyada sanıldığından çok daha fazla insan var.Ama bedenler az.Herkezin içinde bir kaç kişi birden yaşıyor.Her birimiz birkaç gerçekle bir kaç hisle alıp veriyoruz nefeslerimizi.ve bir kaç şekilde ifade ediyoruz tüm cümlelerimizi.
Ama artık ne benden başkasının ömrü kaldı nede cümleleri.Zaman azaldıkça azalıyor içimdeki her kişi,her his,her gerçek,her sonuç,her son.Yanıyor gemiler bitiyor savaş..Yanlız ikimiz kalıyoruz yavaş yavaş...
Yorum (yok) Yorum yaz!
« Önceki ::